Bölgesel Barış ve Ortak Gelecek: Süleymaniye’den Ankara’ya Uzanan Stratejik Diyalog

Kürdistan 01:35 PM - 2026-07-08
Muhammed Seyidgul

Muhammed Seyidgul

Orta Doğu’nun içinden geçtiği bu hassas ve hareketli dönemde, Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK) tarafından atılan diplomatik adımlar, sadece Kürdistan Bölgesi için değil, tüm bölgenin huzur ve istikrarı için tarihi bir dönüm noktası niteliğindedir.

PUk liderliğinin Türkiye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya gelmesi, bölgede gerilimden değil, barıştan, ticaretten ve ortak kalkınmadan yana olan net duruşun en somut göstergesidir.

Türkiye’de konuşulan yeni barış süreci, bölge halklarının uzun süredir özlemini çektiği kalıcı huzurun anahtarı olabilir.

Hükümetin ve ilgili tarafların bu konudaki kararlılığına, Kürdistan Bölgesi ve PUK kanadından tam destek gelmesi, sürecin bölgesel meşruiyetini ve başarı şansını ciddi şekilde artırmaktadır.

Kökleri Doksanlı Yıllara Uzanan Bir Miras: İlk Barış Mimarı Mam Celal

Bugün atılan bu cesur adımların tarihsel arka planına bakıldığında, karşımıza çok güçlü bir diplomatik ekol ve miras çıkmaktadır.

Bölgede Ankara ile rasyonel, barışçıl ve diyaloğa dayalı ilişkilerin ilk tohumlarını, henüz 1990’lı yılların başında, en zorlu siyasi iklimde bile elini taşın altına koyarak atan rahmetli Mam Celal (Celal Talabani) olmuştur.

Mam Celal, doksanlı yıllarda Türkiye ile Kürt aktörler arasında ilk köprüleri kurarak, barışın ve diyaloğun tabu sayıldığı bir dönemde ezberleri bozmuştu.

O dönem atılan o vizyoner adımlar, bugün bölgede yeşeren barış ikliminin ilk ve en sağlam temel taşıdır.

Bugün yürütülen diplomasi, aslında Mam Celal’in o dönem başlattığı "bölgesel ortak akıl ve barış" felsefesinin günümüz dünyasındaki modern bir tezahürüdür.

Her Şeyin Başlangıcı: Tarihi Kerkük Hamlesi

Mam Celal’den devralınan bu köklü mirasın günümüzdeki en somut ve ezber bozan yansıması, şüphesiz Kerkük’te görülmüştür.

Bölgenin adeta "kalbi" ve hassas dengelerin merkezi konumundaki Kerkük’te, PUK’nin uzlaşısıyla bir Türkmen valinin atanması, hamasi milliyetçiliğin yerine ortak aklın geçtiğinin en büyük kanıtı olmuştur.

Bu tarihi adım, sonraki tüm diplomatik gelişmelerin önünü açan bir ilk düğme görevi görmüş; Türkiye ile ilişkilerde devrim niteliğinde bir güven inşa etmiştir.

Kerkük'te sağlanan bu denge, Kürt, Arap ve Türkmen halklarının bir arada yaşayabileceği yeni bir yönetim modelini tescillerken, Ankara ile olan üst düzey temasların da meşru zeminini hazırlamıştır.


Yeni Politikanın Çağdaş Mimarları: Bafıl ve Kubat Talabani

Ankara ile Süleymaniye arasında gelişen bu rasyonel, vizyoner ve cesur stratejinin arkasında, Mam Celal’den miras kalmış güçlü bir siyasi irade yer almaktadır.

PUK Başkanı Bafıl Talabani ve IKBY Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, babalarının barışçıl mirasını modern dönemin reel politik şartlarıyla harmanlayan, bu yeni politikanın asıl mimarlarıdır.

Bafıl ve Kubat Talabani’nin liderliğinde şekillenen bu yeni vizyon, statükoyu yıkarak bölgenin dinamiklerine uygun bir diplomasi dilini hayata geçirmiştir.

Türkiye Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ile gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler de bu mimarinin en kritik sütunlarından biri olmuştur.

Güvenlik kaygılarının doğrudan ve en üst düzeyde masaya yatırılmasını sağlayan bu istihbarat diplomasisi, Talabani kardeşlerin rasyonel yaklaşımı sayesinde iki aktör arasındaki duvarları yıkmış ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan düzeyindeki resmi kabullerin yolunu açmıştır.

Büyük Taçlandırma: PUK Ankara İlişkiler Ofisi’nin Yeniden Açılması

Tüm bu rasyonel diplomasi trafiğinin, Kerkük'teki sağduyulu hamlenin ve Ankara ile kurulan doğrudan temasların ulaştığı en görkemli zirve noktası ise şüphesiz PUK Ankara İlişkiler Ofisi’nin kapılarının yeniden açılması olmuştur.

Geçmiş dönemin tüm tıkanıklıklarını ve diplomatik buzlarını eriten bu adım, ilişkilerin geçici konjonktürel temaslardan öte, kalıcı ve kurumsal bir zemine oturduğunun en net tescilidir.

Ankara Ofisi’nin yeniden faaliyete geçmesi, Süleymaniye ile Ankara arasında kesintisiz, doğrudan ve yapıcı bir diyalog mekanizmasının kurulduğunu ilan etmekte; atılan tüm adımları kurumsal bir başarıyla taçlandırmaktadır.

Ekonomik ve Akademik Köprüler Güçleniyor

Kurumsal bağların yeniden tesisiyle birlikte, Türkiye ile Kürdistan Bölgesi—özellikle de kültürel ve entelektüel sermayesiyle öne çıkan Süleymaniye vilayeti—arasındaki ilişkilerin çok daha hızlı canlanacağı aşikardır.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yapılan görüşmede vurgulanan ticaret, yatırım, turizm ve yükseköğretim başlıkları, artık Ankara’daki ofisin de koordinasyonuyla daha sağlam adımlarla ilerleyecektir.

Özellikle üniversiteler arası akademik iş birliklerinin ve yükseköğretim projelerinin önünün açılması, genç nesillerin ortak bir gelecek vizyonu etrafında birleşmesine katkı sunacaktır.

İçeride Birlik, Yönetimde Gerçek Ortaklık

Bölgesel barış vizyonunun eksiksiz hayata geçmesi, içerideki siyasi istikrarla doğrudan bağlantılıdır.

Kürdistan Bölgesi’nde yeni hükümetin kurulması sürecinde, bölgedeki ve Irak’taki yeni dinamiklerin göz ardı edilmemesi gerektiği çağrısı son derece yerindedir.

PUK’nin, "gerçek ortaklık" temelinde bir hükümete katılmaya hazır olduğunu beyan etmesi, adil, dengeli ve tüm kesimleri kucaklayan bir yönetim anlayışına olan inancını tescillemektedir.

Özetle; 1990’lı yıllarda rahmetli Mam Celal’in büyük bir cesaretle başlattığı Türkiye ile diyalog vizyonu, bugün PUK Başkanı Bafıl Talabani ve Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani’nin liderliğinde yeniden hayat bulmuştur.

Kerkük’teki tarihi Türkmen vali hamlesiyle fitillenen, istihbarat diplomasisiyle olgunlaşan bu süreç, Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan düzeyinde resmiyet kazanmış ve PUK Ankara İlişkiler Ofisi’nin yeniden açılmasıyla taçlandıracaktır.

Süleymaniye’nin diplomatik kanalları açık tutarak barışa el uzatması, bölgeye uzun süredir ihtiyaç duyduğu huzuru ve refahı getirecek en rasyonel politikadır.


PUKMEDIA


En çok okunanlar

Haberler cebinizde.

İndirmek

Logo Başvuru

Play Store App Store Logo
Haberler Cebinizde