Halepçe’den Musul’a: Saddam’la Göz Göze
Görüşler 11:12 AM - 2026-05-12
1988 yılıydı; Kürt halkı için felaketin, katliamın ve kimyasal silahların yılı.
Musul Üniversitesi'nde okuyan bir grup Halepçeli öğrenciydik.
Ailelerimizden kopmuş, haber alamıyorduk. Halepçe, Siyosinan ve Balisan zehirli gazlarla boğulmuş; Germiyan yakılıp yıkılmıştı.
Baas rejiminin gözü Badinan üzerindeyken, Süleymaniye halkının sürgün edileceği söylentileri dolaşıyordu.
Halepçe’de şehit düşenlerin mezarı bile belli değilken, yaralananlar İran kamplarında tedavi görüyordu.
Bizler ise Musul, Bağdat ve Basra üniversitelerinde paramız kalmamış, psikolojimiz bozulmuş bir halde akıbetimizi bekliyorduk.
Bir gece saat 21:00 sularında, Awat Resam’ın öğrenci yurdundaki odasında toplanmıştık.
Tek gündemimiz Halepçe’nin dramı ve Saddam’ın zulmüydü. Hepimiz öfke dolu devrimcilere dönüşmüştük; kimimiz Saddam’ı elimize geçirsek parça parça edeceğimizi, kimimiz onu ellerimizle boğacağımızı söylüyordu. Saat 22:00’de odadan çıktım ve Heybet Hatun Camii yakınındaki trafik ışıklarına geldim.
Başım önde, derin kederler içinde yürürken bir anda gözüm televizyonlardan aşina olduğum askeri bir rütbeye çarptı.
Başımı kaldırdığımda, beyaz bir Mercedes’in ön koltuğunda oturan Saddam Hüseyin’in tam kendisiyle göz göze geldim. Aramızda sadece bir iki metre vardı. Beş saniye kadar dona kaldım.
O sırada her yerden Arapça sert bağırışlar yükseldi, yüzlerce koruma araçlardan namlularını çıkarmıştı.
Yanımda duran Musullu yaşlı bir adam, şaşkınlığımı görünce kulağıma fısıldadı: "Neyin var evladım? Sakallı halinle Seyyid Reis'in konvoyuna böyle mi bakıyorsun? Git iki rekat şükür namazı kıl ki hâlâ hayattasın." O an gördüğüm manzara dehşet vericiydi; konvoyda yüzlerce zırhlı araç, radarlar, füzeler, ambulanslar ve sanki bir ülkeyi işgal etmeye yetecek kadar mühimmat yüklü kamyonlar vardı.
Bu olaydan iki ders çıkardım: Birincisi, yapamayacağımız tehditler savurmanın boş olduğu; çünkü o caniye en yakın olduğum an hiçbir şey yapamamıştım. İkincisi ise Saddam’ın ne kadar korkak olduğuydu.
Medyada kahraman gibi gösterilse de, İran füzeleri Bağdat’a düşünce Musul’a kaçmış, oraya da füze gelince bir ordu eşliğinde geri dönmüştü.
Nitekim sonunda o büyük "kahraman", tek bir mermi bile sıkamadan bir delikte yakalandı.
PUKMEDIA
Daha fazla haber
-
Iraqi President Congratulates Najla Imad on Paralympic Victory
10:51 PM - 2026-10-09 -
Navi Pillay Wins 2026 Nobel Peace Prize
01:53 PM - 2026-10-09 -
Shipping Traffic Through Strait of Hormuz Falls to Lowest Level in More Than Two Months
01:57 PM - 2026-10-08 -
Oil Prices Rise Above $102 as Middle East Supply Concerns Persist
09:45 AM - 2026-10-08
En çok okunanlar
-
Vefatının Yıl Dönümünde Şeyh Mahmud Berzenci: Bağımsızlık İlanından Sürgüne ve Geri Dönüşe
Kürdistan 11:41 AM - 2026-10-09 -
Navi Pillay Nobel Barış Ödülü'ne Layık Görüldü
Dünya 04:49 PM - 2026-10-09 -
Trump, "Süper Zeka" Terimine Karşı Çıkanları "Düşman" Olarak Niteledi
Dünya 11:57 AM - 2026-10-09 -
"Gündoğumu" Projesi İçin 50 Bin Uydu
Dünya 11:52 AM - 2026-10-09 -
Halep'teki Tarihi Emevi Camii 13 Yılın Ardından Yeniden İbadete Açıldı
Dünya 12:09 PM - 2026-10-09 -
İlk Kez: Yapay Zeka Fotoğrafa Dayanarak Cilt Hastalıklarını Tedavi Ediyor
Dünya 04:53 PM - 2026-10-09



Başvuru

