ABD-İran İlişkileri: Motivasyonlar ve Gelecek Senaryoları

Görüşler 04:16 PM - 2026-06-18
Dr. Yousif Goran

Dr. Yousif Goran

Gelecek Araştırmaları Merkezi (Süleymaniye) tarafından hazırlanan analiz, ABD ile İran arasında 15 Haziran 2026'da imzalanan dijital "Mutabakat Muhtırası" (MoU) eksenindeki gelişmeleri ele almaktadır. Bu metin nihai bir anlaşma olmayıp, askeri operasyonları durdurmayı ve 60 günlük bir müzakere sürecini başlatmayı amaçlayan öncül bir çerçevedir.

1. Hukuki Niteliği ve Kalıcı Antlaşmaya Geçiş Zorlukları

Hukuki Statü:
Mutabakat Muhtırası katı bir hukuki bağlayıcılık taşımaz ve parlamento onayı gerektirmez.

Kalıcı bir "Uluslararası Antlaşma" (Treaty) haline gelebilmesi için sınır hatları, Hürmüz Boğazı güvenliği ve nükleer kısıtlamalar gibi detayların netleşmesi ve her iki ülkenin parlamentosu tarafından onaylanması şarttır.

İç Onay Mekanizmaları: İran'da meclis onayının ardından Anayasayı Koruyucu Konsey denetimi ve nihai olarak Dini Lider'in onayı gerekir.

ABD'de ise Senato'nun üçte iki (67 Senatör) çoğunluğu şarttır.

Başkan Donald Trump'ın kendi yetkisiyle bunu bir "Uygulama Anlaşması" olarak geçirmesi durumunda metin zayıf kalacak ve gelecekteki bir başkan tarafından kolayca feshedilebilecektir.

İhlalin Sonuçları: İran'ın mutabakatı ihlal etmesi durumunda ABD hava saldırılarına yoğun şekilde geri dönecek, deniz ablukası uygulayacak, İran'ın iade edilmesi planlanan 24-25 milyar dolarlık fonunu donduracak ve bölgedeki tüm cephelerde savaş yeniden alevlenecektir.

2. Tarafları Anlaşmaya İten Motivasyonlar

ABD'nin Çıkarları:
İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek, Hürmüz Boğazı ve enerji hatlarının güvenliğini sağlamak ana hedeflerdir.

Ayrıca Washington, Orta Doğu'daki askeri yükünü azaltarak asıl küresel öncelikleri olan Doğu Avrupa (Rusya) ve Asya-Pasifik (Çin) cephelerine odaklanmak istemektedir.

İran'ın Çıkarları: Ağır yaptırımlar ve deniz ablukası nedeniyle tavan yapan enflasyon ile ekonomik çöküşten kurtulmak birincil motivasyondur.

Tahran, bölgesel gücünü ve Irak, Suriye, Lübnan, Yemen'deki stratejik derinliğini koruyabilmek adına diplomasi masasını açık tutmuştur.

3. Gelecek Senaryoları

Senaryo I (Kalıcı Barış):
Nükleer ve füze programlarını kapsayan tam bir uzlaşı sağlanır; Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan'da gerilim düşer.

İran küresel pazara döner ancak İsrail ve bazı Körfez ülkeleri güvenliklerinin göz ardı edildiği gerekçesiyle bu durumdan büyük rahatsızlık duyar.

Senaryo II (Kontrollü Gerilim)
: "Ne savaş ne barış" denklemi sürer.

Bölgesel vekalet savaşları ve deniz hatlarına yönelik tehditler devam ederken İran "nükleer eşikteki devlet" konumunu korur.

Senaryo III (Doğrudan Çatışma): Kırmızı çizgilerin aşılmasıyla doğrudan İran topraklarının hedef alındığı, İran'ın da füze ve vekil güçleriyle ABD üslerini, İsrail'i ve Körfez altyapısını vurduğu bölgesel bir kaos patlak verir; küresel petrol fiyatlarında şok artış yaşanır.

Senaryo IV (Doğuya Kaçış):
İran'ın Batı'dan umudunu keserek Rusya ve Çin ile çok sıkı bir askeri ve ekonomik ittifak kurmasıdır.

Çin'e petrol satışı ve Rusya'dan Su-35 ile S-400 gibi ileri teknoloji transferleriyle Batı yaptırımları işlevsizleşir; bölge yeni bir soğuk savaşın merkez üssü olur.

Senaryo V (Irak ve Kürdistan Bölgesi'ne Etkileri): Barış durumunda Tahran, Haşdi Şabi'yi Irak devletine entegre olmaya zorlayabilir ve Erbil'e petrol ihracatı ile Bağdat'la uzun vadeli anlaşma fırsatı doğar; ancak İranlı muhalif Kürt grupların tamamen silahsızlandırılması istenir.

Çatışma durumunda ise Irak bir vekalet savaşı alanına döner, Erbil üzerindeki baskı artar ve muhalif gruplar doğrudan füze/İHA saldırılarının hedefi olur.

Özetle;
15 Haziran 2026'da atılan imza istikrar için kritik bir başlangıçtır ancak krizin kesin çözümü değildir; sürecin başarısız olması durumunda bölgenin çok daha yıkıcı bir savaşa sürüklenmesi kaçınılmazdır.


PUKMEDIA

En çok okunanlar

Haberler cebinizde.

İndirmek

Logo Başvuru

Play Store App Store Logo
Haberler Cebinizde