Mam Celal’in Çizgisi (Rêbaza Mam Celal)

Kürdistan 11:15 AM - 2026-09-30
İmad Ahmed

İmad Ahmed

Dün akşam evde, yemek masasında eşim, çocuklarım ve torunlarımla birlikte akşam yemeğimizi yiyorduk.

Masa sevgi, anılar ve samimi sohbetlerle doluydu; bir yandan günlük yaşamdan, diğer yandan siyasetten söz ediliyordu.

Akrabalar ve dostlar, "Aram’ın boyu posu ve siması senin gençliğine benziyor" derler. Kak Kubad da şöyle der: "Aram’ın hareketliliği ve enerjisi bana senin gençlik yıllarındaki o canlılığını hatırlatıyor."

Küçük oğlumuz ve en son çocuğumuz olan Aram, Şehit Kak Aram’ın şehadet gününde dünyaya geldiği için Kak Diler ve Kak Bahtiyar ona "Aram" adını vermişti.

Aram dikkatli ve sorgulayan bakışlarla bana dönüp şöyle dedi:

"Baba, sık sık senin ve eski yoldaşlarının Merhum 'Mam Celal’in çizgisi' dediğinizi duyuyorum.

Ben çocukken Merhum Mam Celal’i gördüm, onunla fotoğraf da çektirdim; ancak bu çizginin tam olarak ne anlama geldiğini kavrayacak yaşta değildim, onunla siyaset yapmadım.

Sen uzun yıllar Merhum Mam Celal’in çok yakınında bulundun; bize Mam Celal’in çizgisinin ne olduğunu anlatır mısın?"

Ben de ona şöyle cevap verdim:

"Tamam, yemeğimizi bitirelim; çaylarımızı içerken gücümün yettiğince size bunu anlatayım."

Yemekten sonra, tüten dumanı ve anıların kokusu eşliğinde çaylarımız önümüze konduğunda kısa bir soruyla başladım: Çizgi (ekol/öğreti) nedir?

Çizgi, yalnızca özel günlerde ve anmalarda tekrarlanan güzel sözler ve sloganlar bütünü değildir.

Aksine, siyasi düşünceyi yönlendiren ve sınav anlarında eyleme rehberlik eden bir dizi ilke, değer ve tutumdur.

Çizgi; bir liderin söz ile eylem, amaç ile araç, güç ile ahlak arasında inşa ettiği o doğru yoldur.

Bu yüzden Merhum Mam Celal’in çizgisi tek bir makaleye ya da belirli bir döneme sığdırılamaz.

Bu çizgi; fikir ile pratiğin, devrim ile diyaloğun, Kürtlük bilinci (Kurdâyetî) ile evrensel insanlığın, sol değerler ile demokrasinin sentezinden doğmuştur.

Bu çizginin ilk temel direği, Kürtlük bilinci ve ezilen halkların haklarına duyulan sarsılmaz inançtı.

Merhum Mam Celal, Kürt yurtseverliğini asla diğer halklara düşmanlık olarak yorumlamadı; Kürtlerin haklarını, evrensel insan haklarının ve halkların haklarının bir parçası olarak gördü.

Onun çizgisinde Kürtlük yalnızca kuru bir duygu ve heyecandan ibaret değildi; bir sorumluluktu: Toprağı, kimliği ve dili korumakla birlikte, diğer tüm halkların ve bileşenlerin haklarını da tanımak ve saygı duymaktı.

Kendisi için hak talep eden bir halkın, başkalarının haklarını asla göz ardı etmemesi gerektiğini çok iyi bilirdi.

İkinci temel direk, solculuk ve sosyal adaletti.

Merhum Mam Celal’in solculuğu yalnızca politik bir jargon ya da biçimsel bir siyasi kisve değildi; emekçilere, köylülere, işçilere, öğretmenlere ve toplumun ötekileştirilmiş tüm kesimlerine olan samimi yakınlığında kendini gösterirdi.


O, toplumsal adalet ve eşitlikle taçlandırılmayan bir siyasi özgürlüğün eksik kalacağına inanırdı.

Bir insanın oy kullanma hakkı olup da yiyecek ekmeği yoksa neye yarar? Konuşma hakkı varken layıkıyla hastaneden, okuldan veya insanca bir barınma hakkından yoksunsa ne anlamı kalır?

Merhum Mam Celal, demokrasiyle, çoğulculukla ve kamusal özgürlüklerle tam bir uyum içinde olan bir sosyalizme inanırdı.

Onun vizyonunda sosyalizm, ülke kaynaklarını sadece devlet tekeline almak demek değildi; adalet, fırsat eşitliği ve insan onurunun koşulsuz korunması demekti.

Üçüncü temel direk, demokrasi ve çoğulculuğun kabulüydü.

Mehum Mam Celal üslubunda ve ifadelerinde ılımlıydı; ancak hak ve özgürlüklere olan inancında en ufak bir taviz vermezdi.

Onun ılımlılığı asla bir zayıflık ya da ilkesizlik değildi; ortak paydaları bulma ve çözüme giden kapıları aralama konusundaki üstün siyasi sanatıydı.

O, siyaseti bir çiçek demetine benzetirdi; her çiçeğin kendine has bir rengi, kokusu ve güzelliği vardır; ancak bir araya geldiklerinde çok daha eşsiz bir buket oluştururlar.

Toplum da tek bir renkle güzelleşemez; onun gücü farklılıklarında yatar; yeter ki bu farklılıklar kin ve düşmanlık aracına dönüştürülmesin, aksine birbirini tamamlayan bir zenginlik kaynağı olsun.

merhum Mam Celal demokrasiyi yalnızca sözde bırakmaz, günlük davranışlarında ve yönetim pratiğinde bizzat yaşatırdı.

Eleştiriyi olgunlukla kabul eder, özeleştiri vermekten asla çekinmezdi.

Toplantılarda sık sık bizlere, "Eğer bir eleştiriniz varsa, işe önce benden başlayın" derdi.

Bu, bir liderin herkesten önce kendisini hesaba ve değerlendirmeye açması gerektiğine olan derin inancının bir göstergesiydi.

Eleştiriye kulak vermeyen bir parti kendi hatalarını göremez; eleştiriden kaçan bir lider ise zamanla hem halktan hem de gerçeklerden kopar.

Merhum Mam Celal’in çizgisi aynı zamanda bir müzakere ve diyalog yoluydu.

O hem dostlarıyla hem rakipleriyle, hatta gerektiğinde düşmanlarıyla dahi masaya oturur konuşurdu; bunu aradaki derin fikir ayrılıklarını unuttuğu için değil, siyasetin aslında çelişkileri mümkün olan bir çözüme dönüştürme sanatı olduğunu bildiği için yapardı.

Kadın haklarına ve kadının toplumdaki belirleyici rolüne olan inanç da bu çizginin vazgeçilmez bir esasıydı.

Onun gözünde kadın, sadece toplumun bir yarısı değil; siyasetin ve geleceğin inşasının asli bir öznesiydi.

Kadını temel haklarından ve karar alma mekanizmalarından dışlayan hiçbir toplum, özgürlük ve ilericilik iddiasında bulunamaz.

Bu çizginin düşünsel özeti "Yekêtî Nîştimanî Bo Çî?" (Kürdistan Yurtseverler Birliği Ne İçin?) adlı kitapçıkta açıkça görülebilir.

O yapıt yalnızca siyasi bir örgütün kuruluş gerekçesini açıklamaz; PUK'nin ne olması gerektiğini, kimleri temsil ettiğini ve nasıl bir toplum düzeni için mücadele yürüttüğünü ortaya koyan temel bir felsefi ve ideolojik belgedir.

Merhum Mam Celal’in çizgisinin diğer bir boyutu ise siyasi gerçekçilik, geniş ittifaklar kurabilme becerisi ve yüksek hoşgörüydü.

Temel hedeflerinde ne kadar tavizsiz ve kararlıysa, araçların seçiminde de bir o kadar esnek ve gerçekçiydi.

Onun için siyaset bir intikam alanı değildi; rakipleri diyalog partnerine, dünün hasımlarını ise bugünün çözüm ortaklarına dönüştürme ustalığıydı.

Kuşkusuz Mehum Mam Celal’in çizgisinin burada kısa bir metinde ele alamadığımız çok daha derin ve kapsamlı boyutları vardır.

Bu anlatım yalnızca daha geniş araştırmalara kapı aralamaya yönelik bir başlangıçtır.

Esasında, Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (PUK) özgün ve kuruluş ruhuna uygun duruşu, Merhum Mam Celal’in çizgisinin ta kendisidir; yani emekçilerin, aydınların, kadınların, gençlerin, köylülerin ve işçilerin gerçek sığınağı olan bir PUK.

Adındaki "yurtseverlik" kavramı yalnızca tabelalarda ve sloganlarda kalan değil; eylemlerinde, kararlarında ve halka hizmetinde somutlaşan bir PUK.

Merhum Mam Celal’in çizgisi yalnızca yıldönümlerinde ve hatıralarda yâd edilen bir miras olarak kalamaz.

Bir öğreti, ancak eylemde kesintisiz sürdürüldüğünde, zamanın şartlarına ve değişimlerine göre yenilendiğinde ve yeni neslin sorularına tatmin edici yanıtlar üretebildiğinde canlılığını korur.

Aram’ın yönelttiği bu soru yalnızca benim oğlumun merakı değildir; tüm yeni kuşağın ortak sorusudur: Merhum Mam Celal’in çizgisi bugünkü yaşamımızın ve siyasetimizin neresinde duruyor?

Gençlerin sorunlarına, kadın haklarına, işsizliğe, göçe, adaletsizliğe ve toplumsal güvensizliğe nasıl çözümler sunabilir?

Bu soruların yanıtı tek bir makaleyle verilemez. PUK bünyesindeki ilgili kurumların üniversiteler ve araştırma merkezleriyle ortaklaşa çalışarak Merhum Mam Celal’in çizgisinin temel ilkelerini bilimsel metotlarla derleyip analiz etmesi gerekir.

Onun konuşmaları, mektupları, aldığı kararlar, sergilediği tutumlar ile yoldaşlarının şahitlikleri özel ve kapsamlı bir eserde toplanmalıdır.

Bu eser yalnızca Merhum Mam Celal’in yaşam öyküsünü aktarmamalı; onun öğretisini ve bu öğretinin hayata geçirilme yöntemlerini açıkça yeni neslin önüne koymalıdır.

Sözlerimi tamamladığımda önümüzdeki çaylar soğumuştu; fakat Aram’ın zihnindeki soru hâlâ tazeliğini ve sıcaklığını koruyordu.

Anladım ki Merhum Mam Celal’in engin çizgisini tek bir gecede ya da bir bardak çay eşliğinde bütünüyle anlatıp bitirmek mümkün değildir.

Ben yalnızca bir kapı araladım; çünkü bir çizgi şayet sadece kitaplarda ve nostaljik anılarda bırakılırsa tarihe dönüşür; ancak fikirde, pratikte ve yeni kuşakların sorularına yanıt üretme iradesinde yaşatılırsa geleceğin ta kendisi olur.

PUKMEDIA

En çok okunanlar

Haberler cebinizde.

İndirmek

Logo Başvuru

Play Store App Store Logo
Haberler Cebinizde